Basit burun akıntısı diyerek geçmeyin. Uzmanlardan, uzun süre boyunca geçmeyen ve su gibi devam eden burun akıntısı için basit bir nezle olmayabilir uyarısı geldi.
Son dönemde artan gribal enfeksiyonlarla birlikte burun akıntısı şikayetlerinde de artış yaşanıyor. Ancak uzmanlar, uzun süre geçmeyen ve renksiz akıntıların mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Beyin ve omuriliği çevreleyen beyin omurilik sıvısı, normal koşullarda dış ortamla temas etmeyen kapalı bir sistem içinde bulunuyor. Kafa tabanındaki kemik ya da zar yapısında oluşan küçük bir açıklık bile bu sıvının burun yoluyla sızmasına sebep olabiliyor. Böyle bir durumda ortaya çıkan akıntının su kıvamında, kokusuz ve renksiz olması dikkat çekici bir özellik olarak öne çıkıyor. Hastaların büyük bölümünde eğilme ya da ani hareketlerle birlikte akıntının artması da önemli bir uyarı işareti olarak değerlendiriliyor.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Mazhar Çelikoyar, uzun süre geçmeyen burun akıntılarında en riskli ihtimalin beyin omurilik sıvısı kaçağı olduğunu belirtiyor. Çelikoyar, beyin ile burun boşluğu arasında oluşan açıklığın ciddi enfeksiyonlara zemin hazırlayabileceğini ifade ederek, özellikle menenjit riskine dikkat çekiyor. Bu tür vakalarda zaman kaybının hayati sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.
Uzmanlara göre bu rahatsızlık, doğru zamanda teşhis edildiğinde tedavi edilebiliyor. Ancak gecikme yaşanması durumunda enfeksiyon riski artıyor ve daha ağır sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle uzun süredir devam eden burun akıntısının mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Geçmeyen burun akıntısının tek nedeni beyin sıvısı kaçağı olmayabiliyor. Burun içi tümörler de benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bunun yanı sıra burun ve gözlerde kaşıntının eşlik ettiği akıntılar çoğu zaman alerjik nedenlere bağlanabiliyor.

Uzmanlar, mide asidinin yemek borusu yoluyla geniz bölgesine ulaşmasının da burun akıntısına neden olabileceğini belirtiyor. Reflü kaynaklı akıntıların özellikle sabah saatlerinde daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor. Hekimler, doğru tanı ve etkili tedavi için kişilerin kendi kendine yorum yapmak yerine gecikmeden doktora başvurmasının önemine dikkat çekiyor.
Yazan: Hande Bala